İstanbul’un İncisi “Boğaziçi” Google

Boğaziçi
Sen yakası
Ben
Ne vardı karşı karşıya gelecek
Şair : Hayrullah Gürdağ

Çok güzel, çoook, bu güzel şehire her seferinde kere daha vuruluyorum. Bu gün gene vurgun yedim:) Paylaşmak istedim. Bu güzel fotoğrafları ben çektim, güzellikleri örter , koymaya kıyamadım.
Resim+063 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Halasının sincabı, gururumuz Silahlı Kuvvetlerimizin, ’ nin sınavlarını kazandı. o şerefli üniforması içinde görmek bizlere nutluluk verecek, Allah’ın izni ile, nasip olursa…
Resim+021 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+059 İstanbulun İncisi Boğaziçi
Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) İstanbul’u aldığı Kulelinin halen bulunduğu yerde koruluk, içerisinde de manastır ile kule bulunuyordu.
Yavuz Sultan Selim devrinde (1512-1520) bu manastır yeniçerilere kışla olarak verilmiştir. Bu kışla mevkii Bostancıbaşı Odaları anılırken, zamanla güzel ve süslü bahçe gelişinden dolayı Kuleli Bahçesi tanınmıştır.
Kanuni Sultan Süleyman (1520-1577) padişah olunca bahçede yüksek kulesi bulunan dokuz katlı ve her katı fıskiyeli havuzlarla süslenen büyük kasır yaptırmıştır.
III ncü (1703-1730) devrinde kule bahçesi ve etrafı has olarak kendisine verilmiştir. Bizans devrinden kalan kule yıktırılmıştır. Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşanın damadı Paşa tarafından sahilde mescit yaptırılmıştır.(1744)
II Mahmut (1808-1839) döneminde, süvari birlikleri için kışla inşa edilmiş ve bu kışla, ’nin ilk yapısı olmuştur.
Abdülmecit devrinde (1839-1861) kışlanın yarı kagir olarak yenisi inşa edilmiştir(1843). İki tarafına da kuleler yapıldığından kışlaya bu tarihten itibaren Kuleli Kışla denilmeye başlanmıştır.
Kafkasyalı Hüseyin Paşa tarafından tertiplenen ve Sultan Abdülmecit’i tahtından indirmek hedefini güden hareketin meydana çıkarılması üzerine, suçluların yargılanması Serasker Rıza Paşa tarafından Kuleli Kışlası’nda yapılmıştır. (Kuleli Vak’ası – 1859)
Kırım Savaşına iştirak etmek üzere İstanbul’a gelen Fransız ve İngiliz askerlerinin kısmı, Fransa’nın İstanbul Maslahatgüzarı M.Cheferre’nin isteklerine uyularak bu kışlaya yerleştirilmiştir(1854). Burası müttefik askerlerin kışla ve hastanesi getirilmiştir. Harpte yaralanan ve tedavileri sırasında ölen müttefik askerleri kışlanın kuzeyindeki mezarlığa gömülmüştürKışla, 1856’da İngilizler tarafından boşaltılırken, çıkarılan kasıtlı yangınla tamamen harap olmuştur.
Abdülaziz devrinde (1861-1876) kışla ana duvarları kagir, iç bölmeleri, tavan ve tabanları ahşap olarak iki kat halinde inşa edilmiş; böylece bugünkü kışla ortaya çıkmıştır(1871).
, “Mekteb-i Fünun-i İdadiye” adı altında 21 Eylül 1845’te bugün İstanbul Teknik Üniversitesi olarak kullanılan Maçka Kışlası’nda kurulmuştur. Bu kışlanın tamiri nedeniyle ilk eğitim öğretim yılını, Mızıka-i Hümayun ve Baltacılar dairesi olarak kullanılan Çinili Köşkte tamamlamıştır. Maçka Kışlası’nın tamiratının bitmesi üzerine buraya taşınan Mekteb-i Fünun-i İdadiye, Sultan Abdülmecit’in de bulunduğu törenle 10 Ekim 1846’da ikinci öğretim yılına başlamıştır. 1868’de mevcut askeri idadilerin (liselerin) birleştirilmesi kararı alınmıştır. Bu tarihte, Kuleli de dahil olmak üzere, dört askeri idadi “Umum Mekteb-i İdadi Şahane” adı altında birleştirilerek Galatasaray Kışlası’na nakledilmiştir.
İdadilerin birleştirilmesinden istenen sonuç elde edilemeyince, 1872’de okulların ayrı ayrı öğretime devam etmeleri kararlaştırılmıştır. Bunun üzerine, Mekteb-i Fünun-i İdadiye ve Deniz İdadisi, Kuleli Kışlası’na taşınmışlardır. Bu tarihten sonra okul “Kuleli İdadisi” adıyla anılmaya başlamıştır.1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı dolayısıyla Kulelinin hastahaneye çevrilmesi kararlaştırılınca okul, Pangaltı’daki Harp Okulu binasına taşınmıştır. Savaşın sona ermesiyle birlikte Askeri Tıbbiye İdadisi ile birlikte yeniden Çengelköy’deki binasına dönmüştür(1879). Mevcudun artması üzerine okul haricindeki sırt üzerindeki okul hastanesi tahliye edilip burası tıbbiyeye tahsis edilmiştir. Hastane ise Beylerbeyi’ne taşınmıştır. Askeri Tıbbiye İdadisi, daha sonra Haydarpaşa’ya nakledilmiştir(1910).
1912-1913 Balkan Harbi sırasında Kuleli Kışlası tekrar hastane olmuştur. Öğrencilerin kısmı Kandilli Kız Lisesi’nin bulunduğu Adile Sultan Sarayı’na kısmı da Beylerbeyi sarayının yanındaki binalara gönderilmiştir. 1913 yılı sonunda, okul tekrar eski binasına taşınmıştır.
Kuleli İdadisi, önce Kağıthane’de, Sünnet Köprüsü yanındaki çadırlardan ibaret ordugaha, ay sonra da Maçka’daki karakol binasına taşınmıştır. İngilizlerin buraya da el atması üzerine, Beylerbeyi sarayı yanındaki eski Jandarma Okulu’na nakledilmiştir(26 Aralık 1920).
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruzun parlak zaferle sonuçlanması sonucu başlayan Lozan Barış görüşmeleri ile beraber İngilizler, Kuleli Kışlasını boşaltarak Türk makamlarına teslim etmişlerdir. Böylece okul, üç yıllık aradan sonra, 6 Ekim 1923’te şanlı yuvasına taşınmıştır.1924’te çıkarılan “Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birleştirilmesi) Kanunu” ile okul sivil liseye dönüştürülmüş, adı da “Kuleli Lisesi” olarak değiştirilmiştir. Aynı ders yılı sonunda bu uygulamaya son verilmiş ve okul tekrar askeri liseye çevrilmiştir. 1925 yılında okul “” olarak bugünkü adını almıştır.
1 Eylül 1939′da başlayan İkinci Dünya Savaşı’nda, Almanlar Balkan Devletleri’ni istila ederek sınırlarımıza kadar gelmişlerdi. Tarafsız olmamıza rağmen, alınan tedbirler kapsamında , Mayıs 1941′de Konya’ya nakledilmiştir. Kuleli Kışlası 1000 yataklı askeri hastane getirilmiş ve Boğaz Nakliyat Komutanlığı da buraya taşınmıştır. II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra, 18 Ağustos 1947′de İstanbul’a taşınarak tekrar ve son olarak tarihi ve kutsal yuvasına kavuşmuştur.
Resim+057 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+056 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+054 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+050 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+049 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+045 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+042 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+038 İstanbulun İncisi Boğaziçi Resim+035 İstanbulun İncisi Boğaziçi
Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı: Hekimbaşı lakabıyla şöhret bulan Salih Efendi, XIX. yüzyılboyunca üzerinde durulmaya layık fen ve idare adamlarımızdandır. İleri görüşleri ve bilimsel düşünen kafasıyla örnek olacak yetenekleri taşırdı. Sultan II.Mahmut ında açılan Tıbbiye Mektebi’nin ilk mezunlarındandır. Tophane’de 1816 da doğmuş, 18 Mart 1895 e kadar Sertabibi Sultani, Mektebi Tıbbiye Reisliği, Valide Kethüdalığı, muallimlik Maarif müsteşarlığı yapmıştır. 89 yaşında Anadoluhisarı’ndaki bu yalısında ölmüş, Eyüp Sultan Pertev Paşa türbesinin sol tarafında, Münşeat sahibi Feridun Bey’in kabri cıvarında (Osmanlı müellifleri cilt 3 / Salih Efendi kısmı) yolun sol tarafında defnedilmiştir. Mezar taşında yaptığı görevler kayıt edilmiştir.
Nebatat (botanik) bilginlerindendi. Yalısının bahçesiyle, kendisine ait tepelerin sırtlarındaki bağ ve arazide her çeşit çiçekleri, bitkileri ve nadide meyveleri yetiştirirdi. Karanfil ve güle çok meraklı idi. Aşıladığı gül “Hekimbaşı Gülü” meşhur olmuştur. Mevsiminde yalıyı, özellikle karanfillerle gelin odası gibi süslerdi.
Halen ilk sahiplerinin oturduğu nadir yalılardandır
Resim+032 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+031 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+030 İstanbulun İncisi Boğaziçi
Köprünün ayaklarını altında olan yalı
Zarif Paşa Yalısı: İstanbul ili Beykoz ilçesi, Anadoluhisarı Körfez Caddesi’nde bulunan bu yalının XVII. yüzyılın sonu veya XVIII. yüzyılın başında yapıldığı sanılmaktadır. Yalıya ismini veren Zarif Paşa yalıyı, Paşa’nın el yazısı ile yazdığı ve torunlarından birinin elinde bulunan anılarından 1848’de satın aldığı öğrenilmektedir. Ancak kimden aldığı belirtilmemiştir
Resim+029 İstanbulun İncisi Boğaziçi
Bahriyeli Sedat bey yalısı: İstanbul ili Beykoz ilçesi, Anadoluhisarı’nda bulunan bu yalı, Bahriyeli Sedat Bey’in dedesi Reşit Paşa tarafından XX. yüzyılın başında yapılmıştır. Bahçesindeki manolyalardan ötürü Manolya Yalısı olarak da isimlendirilmektedir
Resim+028 İstanbulun İncisi Boğaziçi
Komodor Remzi Bey Yalısı: 1917 yılında yaptırılmış ve General Mümtaz Aktay Paşa ya satılımıştı.1972 yılında Erdal İnönü tarafından satın alınmıştır
Resim+027 İstanbulun İncisi Boğaziçi

Resim+025 İstanbulun İncisi Boğaziçi
Küçüksu Kasrı veya Göksu Kasrı, İstanbul‘un Küçüksu semtinde, Göksu Deresi ile Küçüksu Deresi arasında, Boğaziçi‘nde Üsküdar-Beykoz sahilyolu üzerinde yer alan kasır. Sultan Abdülmecit tarafından Nigoğos Balyan‘a yaptırılmış, inşaatı 1856 yılında tamamlanmıştır. Eski adı “Göksu Kasrı” olan bu yapı, padişahların, Boğaziçi kıyılarındaki biniş kasırlarından biridir. Kasırlar sadece hünkârların malı sayılan ve sarayların haricinde inşa edilen, köşkten büyük binalardır. Devamlı ikamet için kullanılmayan kasırlar, padişahların dinlenmeleri için vakit geçirdikleri yerdir

Googledan gelenler

İlginizi Çekebilecek Diğer Dantel Modelleri

Sizde Yorum Gönderin